TÜRK SÜSLEMESİNDE DESEN VE UYGULAMA

Azade Akar - Cahide Keskiner

A - TÜRK SÜSLEMSİNDE KOMPOZİSYON KURALLARI

Kompozisyon, bir yüzey üzerine arzu edilen şekilleri, dengeli ve göze hoş görülecek bir tarzda yerleştirmeğe denir. Antik çağlardan beri sanatla uğraşan insanların güzel ve doğru kompozisyon kurmak için bir çok kurallara baş vurdukları ve belirli oranlar aradıkları görülmüştür. Örneğin meşhur Romalı mimar Vitruvius'un "Altın Kesimi" oranını belirtmesi gibi. Bu denge kuralı pek çok Yunan mabetlerinde ve özellikle Mısır piramitlerinin inşaasında esas olarak ele alınmış ve uygulanmıştır. Bundan başka "Porte d'Harmonie" denilen ve AhenkKapısı anlamına gelen bir diğer oran da özellikle batılı sanatçılar tarafından çok benimsenmiş ve uygulanmıştır. Ahenk Kapısı oranın pek kolay olması ve Altın Kesimi oranına yakın bir nispet sağlaması bakımından günümüzde oldukça yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bu, ortasından iki eşit parçaya bölünen bir karenin alt çizgisinin yarısı kadar bir uzunluk ilâvesi le meydana gelen bir dikdörtgendir.

Doğada görülen her şeyin bir dengesi olduğu gibi, kompozisyonda da en dikkat edilecek nokta dengenin sağlanmasıdır. Ayırımlar ne kadar dengeli ve esteik olursa yerleşim o derece güzel ve başarılı olur.

Kompozisyonda dengeli bir ayırımı, düz, kırık, mühnai çizgiler ve kare, üçgen, dikdörtgen, daire gibi geometrik şekiller sağlar. Belirli kurallar dahilinde faydalandığımız bu elemanlar bize güzel, kusursuz ve göze hoş gözüken kompozisyonlar çiziminde en büyük yardımcıdır.
Türk Süsleme sanatlarında pek çok sanatkâr kendine özgü oranlar içinde çok çeşitli ve güzel derlemeler meydana getirmiştir.



Türk Süslemesinin esasın dekoratif kompozisyon teşkil eder ve aşağıda belirttiğimiz ayırımlarda eleştirilir.

1- Tek merkezli olanlar
2- Bağımsız ve serbest dekore edilenler
3- Çok eksenli olanlar
4- Simetri hakimiyetinde meydana getirilenler
5- Başlangıcı ve sonu belli olmayanlar
6- Kırık ve düz çizgilerden oluşanlar
7- Eğik çizgilerin yardımı ile yapılanlar
8- Belirli ve tekdüzen kalıplar içinde tezyin edilmiş olanlar 9- Geometrik şekillerden oluşanlar
10- Girift ve çok dolu görünümde olanlar
11- Sade ve basit şekilde dekore edilenler
12- Bitkisel, hayvansal veyahut her iki tür motifin birlikte kullanılması ile meydana gelenler
13- Her tür motifin uygulandığı kompozisyonlar
14- Sanatkârların ve yüzyılların üslûp özelliğini yansıtan, bu etkiler altında oluşanlar

Arzu edilen ortamı süslerken, doluluklar kadar, bırakılacak boşlukların da büyük önemi olduğunu unutmamak gerekir. Genellikle bunların birbirlerine eşit oranda olması dengeyi sağlar. Süslenecek olan yüzey, kare, üçgen, daire ve dikdörtgen gibi geometrik şekillerden yararlanılarak orantılı bölümlere ayrılır. Böylelikle kompozisyona yerleştirilecek olan motiflerin gittikleri yön ve desenin merkez noktaları tespit edilmiş olur. Dik ve yatay çizgiler genellikle dengeyi temin eder. Eğik çizgiler ise hareketi meydana getirir. Eğik çizgiler birbirlerine zıt yönlerde kullanıldığı zaman bu denge temin edilmiş olur. Bundan dolayıdır ki tamamen eğik çizgilerden oluşan terkiplerde, bu çizgiler karşıtlarının da kullanılmasına dikkat edilir. Kompozisyonlarda, düz ve kırık çizgilerin karşıtlarının da kullanılmasına dikkat edilir. Kompozisyonlarda düz ve kırık çizgiler ne kadar sertlik ve hareketsizlik ifade ediyorsa eğik çizgiler de desene ve dolayısı ile terkivbe, daima yumuşak ve hareketli bir görünüm sağlamış olur. Özellikle doğaya uygun olarak bitkisel motfilerdn meydana gelmiş kompozsiyonlarda daima eğik çizgilerin kullanıldığı görülmektedir. Kırık ve düz çizgiler hendesi motiflerin terkibinde, özellikle sonsuzluğu simgeleyen, başlangıcı ve sonu olmıyan, hepten devam eden desenlerde kullanılır. Çizgilerde kesişme noktaları, genellikle konulacak olan motifin yerini gösterir. Birden fazla tür motifin meydana getirdiği kompozisyonlarda her tür motif kendi doğrultusunda, kendi hattında devam eder ve biter. Hiçbir zaman birbirlerinden çıkmaz. Kesiştikleri noktalarda biri alttan, biri üstünden geçerek devam ederler. Merkez veya alt noktada olan bitkisel bir motif çoğunlukla tepe veya bitişte olandan daha büyüktür. Bazı hallerde aynı büyüklükte olarak devam ederler. Çizilen kompozisyon iskeletinin üzerine yerleştirilecek olan motifler, ister bitkisel ister hayvansal (rûmi) olsun daima aynı yönbe doğru yerleştirilir. Bünyelerinin tek tarafa yönelmesine dikkat etmek gereklidir. Kompozisyonda, iki nokta arasına çizilen bir doğrunun, daima belirli ve eşit oranlarda bölünmesi gereklidir. Geçecek hatlar ya da bunların üzerine konulacak olan moıtifler evvelden belirtilmiş noktalara yerleştirilir.

Klâsik türk tezhibinde görülen çok ayırımlı kompozisyon tarzı çoğu zaman serbest ve ferah bir görünümde tatbik edilir. Bunlar, belirli kompozisyon kuralları içinde yapılan sade, ko0lay fakat dengeli ve doğru terkiplerdir.

Çoğu kez Türk Süslemesinde kompozisyonların kendi kuralları içinde uygulandığı bazı tür motiflerin, bünyelerine özgü bir uyum içinde geliştiği görülür. Bitkisel ve rûmi motifler, nasılki belirli bir hat üzerinde oluşup görünümü tamamlıyorsa, bazı motifler de bunun aksi olarak kümeler halinde veya çeşitli formlar şeklinde meydana gelir. Bunların terkibinde herhangi bir geometrik ayrım yapılmaz, yalnızca süslenecek olan yüzeeyin şekli ve boyutları belirlenerek çizime başlanır. Bu tür kuruluşlara özgü motifler arasında, bulutlar, Selçuklu münhanileri özellikle başta gelmektedir. Özet olarak şöyle diyebilir: Bitkisel ve rûmi motifler, belirli oranlarda geometrik ayırı9mlara tabi tuttuğumuz hatlar üzerinde oluşur, münhani ve bulutlar ise o hatlardan çok, gerek katlama usulü ile, gerekse serbest çizilerek geometrik motiflerden oluşan kompozisyonlar, şematik olarak çizilen hatlara aynen uymak zorundadır.

Süsleme sanatlarında, antik çağlardan itibaren uygulanan en eski ve yaygın bir çizim şekli de helezonlardır. Uygar olsun olmasın her topluluk, en ilkel şekilde de olsa helezonlardan yararlanmış, bu görünüm üzerinde çeşitli uygulamalar meydana getirmiştir. Türk Süsleme sanatında da helezonik terkiplere pek çok rastlanır. Kâğıtta olsun, çini, seramik, tahta ve taşra olsun, bir çok sahada spiraller halinde gelişim gösteren kompozisyon örnekleri pek yaygındı. Bu tarzda yapılmış olanlara hemen, hemen her yüzyılda rastlamamız mümkün olmaktadır.

Kitap süsleme sanatımızın en yaygın bir formu olan şemselerde (özellikle Osmanlı dönemi oval formlar halinde oluşanlarında) motif yerleşiminin çoğu zaman S harfi biçiminde olan bir hat gelişimi üzerinde oluştuğu görülür. Bu şekil, kısmen sağa kısmen sola yönelen bir ters simetri anlamı içinde, güzel ve kolay çizilebilen kompozisyonları meydana getirir.

Belirli formlar içinde olan düzenlemeler, uygulandığı sahaları ne olursa olsun aynı kompozisyon kuralları içinde, oluşur, koltuk, pano, alınlık, köşe, bordür vs. gibi. Bunlarda yalnızca boyut ve motif ayrıntıları bakımından değişiklik gerekmektedir. Örneğin taşa veyahut çiniye işlenmiş bir alınlık, köşe, bordür formunu çok ufak boyutlarda olmak üzere daima tezhipli yazma kitaplarda da bulmamız mümkündür. Ancak kompozisyon kavramı, içine pek çok konunun girdiği geniş bir alnı kapsamaktadır. Yani sadece belirli kalıpların içini bezeme kurallarına ve özelliklerine uygun bir şekilde süslemek olduğu düşünülmemelidir. Örneğin el yazması kitap süslemeciliğinde tezhiplerin kompozisyonları kadar cilt ve sayfaların kurallarına dayanır. Buna mukabil mezar taşı süslemesindeki oranlar ve düzenler daha başka kavramlara uygun olarak yapılmıştır.

Yüzyıllar boyunca Türk sanatkârı süslediği her şeyi kendi zevk ve anlayışına uygun bir şekilde işlemiş, ona kendi öz benliğinden, geleneğinden katarak geniş anlamda bir Türk tarzı (Türk üslûbu) meydana getirmiştir.



B - DESEN UYGULAMASINDA KULLANILAN ARAÇ VE GEREÇLER

Süsleme desenleri, hangi malzemeyle uygulanırsa uygulansın evvela kâğıt üzerine hazırlanması gerekmektedir. Bu işlerle uğraşacak olan kişinin de işe bu açıdan başlaması yerinde olur. Motifleri, üslûbları iyice tanımasının yanısıra kalem ve fırça kullanma becerisini de geliştirmek zorundadır. Çizimi düzgün olmayan desenler soysuzlaşıp, estetik yapılarını kaybeder ve bozuk, çirkin görünümlere bürünürler. Gerekli araç ve malzeme ilk kademede şöylece sıralanabilir:

1) Aydınger kâğıdı
2) İyi cins karton kâğıdı (120-180 gram ağırlığında)
3) 0, 1, 2, 3 numaralı samur suluboya fırçaları
4) Guaş boya (kutu, tüp veya şişelerde)
5) Yaldız boya
6) HB, B2, H2 numaralı kurşun kalemler
7) Kareli ve milimetrik kâğıt
8) Pergel
9) Tirling
10) Rapido kalemi ve çini mürekkebi
11) Mikadan düz ve üçgen cetveller (gönyeler)
12) Silgi
13) Ataç
14) Tebeşir
15) Bir avuç toz haline getirilmiş mangal kömürü (ince bir tülbent arasına konarak sıkıca bağlanır)
16) Kurutma kâğıdı
17) Ufak bir kürk parçası (örneğin 10 x 10 cm. ebadında) 18) Işıklı masa.

Yapılacak olan desen ilk önce aydıngel kâğıdına çizilerek rada düzeltilir ve resim kâğıdına ışıklı masada geçirilir. Kullanılan Kâğıt, desenin ışıkta görülemiyeceği kadar kalın ise, aydıngele çizilen desen iğnelenerek kalıp hazırlanır ve kömür tozu ile üzerinden geçirilerek desenin kâğıda çıkması sağlanır, sonra da ince ve sert uçlu kalem ile bu çizgiler tespit edilir. Boyanmağa başlandığı zaman ilk önce ezilmiş altın sürülüp parlatılır sonra renkler konarak tahrirler çekilir ve en son olarak da zemini boyanır. Boyama işlemleri, iyi cins samur fırçalarla yapılır.

 

 

Copyright © 2008, Hat Dergisi | Designed on 2008-March-21 by alpaslan